Yalnız efe kitap özeti kısa içerik
Sayfa sayısı : 7Kaynakçası : Yok
Doküman türü : Microsoft Word
Yazarın “Anadolu Roman” diye nitelediği Yalnız Efe Romanı Büyük Mecmua’da tefrika edilmeye başlamış 5 tefrika çıkmış (1919, sayı 10-14), sonra nedeni bildirilmeden birden bire kesilmiştir. Eserin geri kalan bölüğünün müsveddeleri ortada yoktur, yazarın romanı belki de tamamlamadığı, bir yandan dergide tefrika edilirken bir yandan da parça parça yazdığı düşünülebilir. Kimi hikayelerinde folklor kaynaklarından (masallar, fıkralar vb) yararlanan Ömer Seyfettin, Yalnız Efe romanının konusunu da bir halk menkıbesinden almıştır. Eserin “Dibâce” (prologos; öndeyiş) bölümünde şöyle demektedir: Ben tenha bir geçidin gizli bir köşesinde uyuyan küçük bir köyde doğdum. Ger Ali’nin, Köroğlu’nun koşmaları, Develeri’nin, Cellâv’ın menkıbeleri içinde büyüdüm. Bilmem onun için mi, eşkıya hikayelerini dinlemeyi pek severim. Yazarın, kimi eserlerinde (Eski Kahramanlar, vb) destansal konulara düşkünlük göstermesini, onun, ilk sanat eğitimini böyle kahramanlık şiir ve menkıbelerinden almış olması ile açıklayabiliriz. Destansal bir karakter taşıyan Yalnız Efe romanını yazdığı sıralarda, eski Yunan destanı İliada (Yeni Mecmua, 1918, sy 45-47) ile Fin destanı Katevala (Türk Yurdu, 1918, sy 151-158) destanın çevirip yayımlaması dikkate değer. O yıllarda, aydın çevremizde Türk destanlarının diriltilip diriltilemeyeceği, yeni zamanlarda destan yazılıp yazılamayacağı konusu üzerinde tartışılmakta idi. Ömer Seyfettin bu tartışmalara karışmamakla birlikte, romanının “Dîbâce”sinde şöyle der: Av peşinde gezerken iki hafta bütün uğradığımız köylerde, Yörük obalarında hep Yalnız Efe’nin menkıbelerini dinlemiştim. O vakit şairdim. Duyduğum canlı bir vecd ile kahramanın destanını yapmağa kalktım. Aradan yirmi beş sene, evet yirmi beş sene geçti. Bugün tamamlamak ihtimali kalmadığını görüyorum. İhtiyarlayan hatıramda kafiye yok. Bunayan zevkimde kelimelerin ahengi, veznin esrârı yaşamıyor. Fakat gençliğimde yazdığım bir destanı şimdi bir roman gibi tekrarlayamaz mıyım? İşte bunu tecrübe ediyorum. Yazar, böylece, eserin yayımlanmasından (1919) yirmi beş yıl önce, yani 1904’te nazımla yazmağa başladı. Destanı 1919’da bir yana bırakıp, aynı menkıbeyi roman biçiminde yazmakla, tartışmalara en d
[Kitap özeti indir]
